Nesnelerin İnterneti

IoT’nin Yaygınlaşması

IoT (Internet of Things – Nesnelerin İnterneti) hayatımıza, isim ve kavramının ne olduğu tartışıla dursun, yıllardır çeşitli alanlarda girmiş durumda. Günlük yaşantımıza etkilerini akıllı telefonlarla ve giyilebilir teknolojilerle bir nebze artırıyor olsa da bizim henüz farketmediğimiz; fakat iş dünyasının arka planda en yüksek yatırımları yaptığı bir buz dağının görünen yüzü ile tanışma sürecindeyiz.

Günden güne karmaşık ve daha hızlı hale gelen yaşam döngüsü, son yüzyılda yaşadığı teknoloji evrimini artık birkaç yılda kateder hale geldi. Görünen o ki bilimkurgu filmlerinden aşina olduğumuz insansız makineler ulaşım, sağlık, çevre, eğitim ve iletişim gibi vazgeçilmez toplumsal ihtiyaçlarımızı şekillendirip bizleri bir çok karmaşık kararı alma ve uygulama zahmetinden kurtaracak. Örneğin, havaalanlarına gittiğimizde valizimiz; içinde bulunan eşyalarımızın ağırlığından, içeriğinde bulunan eşyaların malzeme yapısına kadar giriş kapılarının bağlı olduğu ana sistemlere bilgi verecek. Hatta havaalanında otoparkta bırakacağımız valizimiz herhangi bir insani müdahaleye gerek kalmadan diğer havaalanından çıkış yaparken bizi bekliyor olacak.

Biraz daha karmaşık bir senaryo ile IoT’nin gündelik yaşamımıza etkisini daha net ifade edecek olusak; ofisimizde veya evimizde 6 saat sonraki İstanbul’dan Ankara’ya uçuşumuz için hazırlık içerisindeyken telefonumuzda veya saatimizde şöyle bir uyarı görebileceğiz: “Ankara’da hava yağmurlu olacak, tedbir almak için yeterince zamanınız var.” Bir süre sonra saatimizde “Merter’deki kaza nedeniyle trafik yoğunlaşıyor. Saat 18:00’deki uçuşunuza yetişmek için arabanızla gidecekseniz, saat 15:00’de yola çıkmanız gerekiyor.” diye bizi uyaran ve kullanmamız gereken rotayı bildiren bir mesaj alacağız. Yoldayken Ankara Havalimanı’ndaki akıllı cihaz ve sensörler, iniş/kalkış trafiğindeki aksamalar ile yol durumunu analiz ederek olası varış zamanımızı belirleyip, havaalanından Çankaya’da saat 20:00’deki yemeğe varış saatimizi 19:45 olarak belirleyip bizi bilgilendirecek. Havaalanına yaklaşırken aracımızın ekranında, hangi park alanının bize en uygun olduğu ve hangi katta kaç numaralı park yerine girmemiz gerektiği belirecek. Aracımızdan ayrılıp içeri girdiğimizde havaalanı sistemleri ile etkileşime giren IoT cihazı, yoğunluğa göre bize hangi bankodan biletimizi alacağımızı söyleyecek. İnsansız bankoda sıra bize geldiğinde, IoT cihazı ile güvenlik kodunu girerek havaalanı içerisinde ilgili alanların kullanımı için yetkilendirileceğiz. Bundan sonra herhangi bir manuel kontrole ihtiyaç duyulmadan uçaktaki koltuğumuza kadar gidebileceğiz. Tüm güvenlik kontrolleri ise retina taraması ve akıllı cihazlarımız ile yapılacak. Biz kapılara yaklaşırken, kişi bilgilerimiz kontrol edilip geçişimiz için kapılar açılıyor olacak. Dahası da uçağımızı beklerken, bekleme salonunda bir kişinin yanına sağlık ekiplerinin geldiğini göreceğiz. Görünürde hiçbir sorunu olmayan yolcu rahatsızlanmak üzere. Kolundaki “medical band” kan basıncı ve kanındaki oksijen seviyesini IoT sistemlerine bildirirken, yazılımlar tarafından yapılacak analizler, hastanın sağlık durumunun kritik seviyelere ulaşma ihtimaline karşın havaalanı sağlık ekiplerine uyarı olarak gönderilecek.

Önümüzdeki dönemde bu senaryoların gerçekleştiğini ve hayatımıza etkilerinin hızlıca arttığını göreceğiz. Bu süreçte öncelikle İstanbul gibi yaşamın yoğun olduğu şehirlerde atık toplama sistemleri, park yeri ve ulaşım gibi en önemli sorunlar için çeşitli çözümlerle karşılaşacağız. IoT’nin hayatımızdaki yansımalarının şu an için sınırlı olmasının nedeni, bu kadar çok sayıda cihaz ve sensör verilerinin bir araya getirilmesi için gereken standartların oluşturulma süreçlerinin devam etmesidir.

2020 yılında 20 milyar adedin üstünde nesnenin birbiri ile etkileşimde olabilme ve veri yaratma ihtimalinden bahsediliyor. Bu süreçte en önemli nokta ise; güvenli ve verimli çalışan sistemlerin kurulması ve işletilmesinin sağlanması olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.