Bulut Bilişimin Geleceği ve İnovasyon

2000’li yılların başında bir fenomen hâline gelen bulut bilişimin, birçok markanın ürün ve süreçlerine hemen dahil olamaması teknolojik farkındalığın düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor. Sonrasında önüne geçilemeyen bir hızla artan ivmenin ise temel olarak cloud teknolojisinin kullanım kolaylığı ve ölçeklenebilirliği anlayışından kaynaklandığı düşünülüyor. Şirketler bulut bilişimin olağanüstü faydalarına ilişkin farkındalıklarını yükselttikçe, cloud üzerinde iş yükü testleri yapmaya ve hatta tüm uygulamaları buluta taşımaya daha da istekli hâle geliyor.

Bugün hemen her şeyi dijital olarak bulut sunucu üzerinden görüntülemek mümkün. Yepyeni işler, uygulamalar, hizmetler ve platformlar bulut teknolojisi sayesinde her yerden ulaşılabilir durumda. Bulut bilişiminin geleceği, hibrit IT çözümleri oluşturmaya yardımcı olacak cloud tabanlı yazılım ürünleri ile şirket içi bilgi işlemin bir kombinasyonu olarak görülüyor.

Modifiye edilebilen kurumsal cloud hizmetleri, ölçeklenebilir ve esnek yapısıyla veri merkezi üzerinden güvenlik ve kontrolü mümkün kılıyor. Bulut teknolojisi organize süreç ve veri işleme için daha işlevsel ve etkili çözümler sunuyor. Mevcut çözümler incelendiğinde IT sektöründe bulut bilişim ögelerinin geleceği çok daha parlak görünüyor.

Bulut Bilişim Gelecek için Neler Vadediyor?

Modern bulut çözümleri, Infrastructure as a Service (IaaS), bağımsız SaaS (Software as a Service) uygulamaları, Data as a Service (DaaS), Platform as a Service (PaaS) veya Function as a Service (FaaS)’nin ayrı ayrı başarabileceklerinin ötesine geçiyor ve hepsini bir araya getirerek, altyapıyı basitleştirip süreç akışlarını birbirine bağlıyor. Gelecekte bulut teknolojisinin insanların çalışma şeklini tamamen değiştireceği düşünülüyor. Bulut bilişim, özünde işletmelerin sorunsuz bir şekilde hedeflerine ulaşmaya odaklanmasını kolaylaştırıyor. Esneklik, çeviklik, güvenlik, mobilite ve ölçeklenebilirlikten yararlanan beş yönlü bir bulut bilişim olgusu, mevcut süreçlerle birleştiğinde, işletmenin performans seviyesi yeni bir boyuta taşınıyor.

Bundan on yıl sonra, hemen her işletmenin öncelikle cloud üzerinden çalışacağı ve bunun da daha esnek ancak daha üretken ve verimli çalışma yöntemlerinin de önünü açacağı düşünülüyor. Uzmanlar bulut bilişim sayesinde donanım ve yazılımın da bu on yıl içerisinde sorun olmaktan çıkacağını öngörüyor. Gelecek için, izole edilen iş yüklerinin yukarı ya da aşağı esneyebildiği, birden fazla buluta yayılabildiği, herhangi bir zamanda hareket ettirebildiği ve tek bir kontrol setiyle yönetilebildiği tamamen farklı bir hibrit bulut bilişim modeli üzerinde duruluyor. Bu nedenle şirketler günümüzde, gelecekteki iş hızında hareket kabiliyetine sahip IT altyapısı oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor.

Bulut sistemlerinin geleceği; şifreleme, kimlik doğrulama, ağ bölümleme, veri bütünlüğü ve birden fazla genel cloud veri yönetimi dahil olmak üzere türünün en iyi yazılım altyapısını tutarlı şekilde sağlamak için yapılanan inovasyon çalışmalarıyla belirleniyor.

Gelecek ve İnovasyon

Bulut teknolojisi ile kıyaslandığında bulutun bir üst versiyonu olarak değerlendirilebilecek birçok teknoloji bulunuyor. Sınır bilişim, quantum bilişim, sunucusuz paradigma, özelleştirilmiş bulutlar, farklı teknoloji biçimleri, dağıtık defter teknolojisi, kripto para, nesnelerin interneti (IoT) bu teknolojiler arasında yer alıyor. İlgili teknolojiler, belki de bulut bilişimden sonra ne var sorusunun cevabını oluşturuyor.


Kuantum Bilişim

Bulut teknolojilere dair işlevsel adımlardan biri olan kuantum bilişim, isminden de anlaşılacağı üzere kuantum fiziğiyle doğrudan ilişkili. Söz konusu kavram, kuantum fiziğinin temel yasalarını kullanarak bilgisayar algoritmaları üretmeye yarıyor. Kuantum fiziğine göre atom altı parçacıklar, herhangi bir zaman diliminde birden fazla durumda bulunabiliyor. Kuantum bilişim, bu ilkeden yararlanarak işlemleri, klasik bilgisayarlara göre çok daha az enerji kullanıp çok daha hızlı yapabiliyor.

Kuantum bilişimin iş dünyasını daha önce hiç olmadığı kadar değiştireceği tahmin ediliyor. Google gibi şirketler, son kullanıcılar için yeni nesil ürünler geliştirerek atılımlar yapmak için kuantum fiziği ilkelerinden yararlanıyor. Süper bilgisayarlar, doğru kullanıma sokulduğunda kuantum bilişimin nasıl harikalar yaratabileceğinin en iyi örneği olarak gösteriliyor. IBM, Microsoft, Google, AWS gibi şirketler, yeni kuantum teknolojisine uyum sağlayarak rakiplerine göre rekabet avantajı elde etmek için çaba harcıyor. Kuantum bilgisayarlar, karmaşık algoritma hesaplamaları gerçekleştirmek ve çok büyük veri kümelerini kısa sürede işlemek için kuantum fiziği ilkelerini kullanıyor. Bu güçlü bilgisayarlarla ilgili inovasyon çalışmalarının sonucunda elektronik iletişimin şifrelenmesi ve siber güvenliğin artırılmasına yardımcı olunması bekleniyor.


Nesnelerin İnterneti (IoT)

İşletmeler internete bağlı her cihaz aracılığıyla artık organizasyonla ilgili operasyonların neredeyse tüm alanlarında IoT kullanımını teşvik ediyor. IoT cihazları, verileri güvende tutmak, kaynakları bulmak ve aynı alandaki farklı kullanıcılar arasında bilgi paylaşmak için sunduğu uzaktan yedekleme, yüksek hız, performans, esneklik ve geniş depolama alanından yararlanıyor. Konuyla ilgili bir başka kavram olan Her Şeyin İnterneti (IoE) belirli bir ağa bağlı cihazlar aracılığıyla kişilerin birbiriyle etkileşime girmesine yardımcı olan IoT’nin bir dalı. Bu konsept de sürekli olarak gelişiyor ve insanların kullandığı her şeyin tek bir yerleşik bir cihaz ağına bağlanması an meselesi olarak görülüyor.


Sunucusuz Paradigma

Amazon tarafından kullanılmaya başlanan sunucusuz paradigma, bulut bilişimdeki son inovasyonlardan biri. Amozon CTO’sunun bir sonraki devrim olarak nitelendirdiği sunucusuz paradigma kavramı, bulutun geliştiriciler için herhangi bir güçlük çekmeden bir kod parçacığı yürütmesini kolaylaştırdığı gerçeğiyle ilgileniyor. Bu yaklaşımı kullanarak geliştiricilerin, kullanıcıların isteklerine yanıt vermek amacıyla yazılımı buluta yüklemek için kod parçalarına bölebileceği ve böylece değerli bir deneyim sunabileceği öngörülüyor. Bu uygulama, yazılım için daha hızlı sürüm döngüsü sağlıyor. NGN, bulut bilişim dünyasındaki gelişmiş teknolojik çözümlerden biri olan sunucusuz paradigmayı Cloudflare’nin Workers ürünü aracılığıyla kullanıcıların beğenisine sunuyor.

Bulut bilişim ve kurumsal bulut hizmetleri dünyada inovatif ilerlemeler kaydetmeye devam ederken, tüm paydaşlar modelin gelişimini dört gözle bekliyor. Günümüzde her şeyde olduğu gibi; blok zinciri, yapay zekâ, AR/VR, robotik ve IoT gibi hemen hemen her önemli yenilik, bulut bilişim teknolojisine güveniyor. Bulut bilişimi harika kılan sadece hesaplama gücü, ağ hızı veya depolama kapasitesiyle sınırlı kalmıyor. Bunlar sadece daha iyi teknolojinin zamanla değişeceği ve yerini alacağı operasyonel ölçütler olarak değerlendiriliyor.

Cloud Native Bilişim Çözümleri ile Geleceğe Uzanın

Cloud native, genel, özel ve hibrit bulutlar gibi modern, dinamik ortamlarda ölçeklenebilir uygulamalar oluşturmak ve çalıştırmak üzere bulut bilişimden faydalanılarak yazılım geliştirmede kullanılan bir yaklaşım olarak tanımlanıyor. Bulut depolama ve bulut yedekleme gibi bulut bilişim çözümlerine yeni bir anlayış getiren cloud native, konteyner tabanlı bulut altyapılarını yöneten Kuberbenetes gibi teknolojileri kullanıyor. Cloud native geliştiricileri açık kaynak ve standartlara dayalı servisler kullanıyor.

Geliştiriciler uygulama yazılımlarını tekrar düzenlemeye ihtiyaç duymaksızın her cloud ve şirket içi uygulamada çalışabiliyor. Böylelikle geliştiriciler yaratmak ve inovasyona odaklanma özgürlüğüne sahip oluyor. Geleneksel bulut bakış açısında donanım üzerindeki uygulamaların gereksinimlerine göre, işletim sisteminde değişiklik gösteren sanal makineler oluşturuluyor.

 Cloud Computing bakış açısına farklı bir yaklaşım getiren konteyner mimarisindeyse sanal makineler bir ana işletim sisteminin yönetimi altında toplanıyor. İşletim sistemine kadar her şeyin sanallaştırıldığı konteynerler sayesinde bir uygulama nerede çalışırşa çalışsın aynı işlev ve performansı gösteriyor.

Kubernetes her şeyden önce container formundaki uygulamaların izole bir ağ içerisinde haberleşmesine yardımcı oluyor. Sistemde yer alan service discover özelliği ise neyin nerede olduğunu bilmenize imkân tanıyor. Kubernetes temel anlamda mevcut altyapınızı bir bütün olarak görmenize ve yönetmenize hatırı sayılır seviyede katkıda bulunuyor.

 Kubertnetes konteyner hâlindeki uygulamaların dağıtımını ve yönetimini otomatik olarak gerçekleştiriyor. Kubernetes’in çalışma prensibi, depolama alanı yönetmek, yük dengelemesi yapmak, servisleri izlemek, secret ve konfigürasyon yönetimi yapmak, konteyner hata yaptığında otomatik olarak onarmaya çalışmak gibi işlemleri yapmasına olanak sağlıyor.

NGN sadece bugünün değil, geleceğin dijital dönüşüm teknolojileri için de gereksinimlere yönelik dijital veri merkezi çözümleri sunuyor. Uzman kadrosuyla genel, özel ve hibrit bulut ihtiyaçlarına yönelik olarak tasarladığı sunucu, disk ve ağ gibi sanal bilgi işlem kaynaklarıyla öne çıkan NGN, hizmetlerini her geçen gün daha da geliştiriyor. Siz de dijitalleşmenin merkezindeki benzersiz teknoloji çözümleriyle her zaman yanında olan NGN ile çalışmak isterseniz, NGN’nin uzman kadrosuyla iletişime geçebilirsiniz.